GÜNCEL    EKONOMİ    EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT    YAŞAM - SAĞLIK    SPOR    ANALİZ    İHALELER
Foto Galeri Video Galeri Kırgızistan Kırgız Medyasından Künye

Kırgız Gelenekleri ve Abramzon (II)

Saul Mateyeviç Abramzon, 1905'te Oral bölgesinin Dimitrov kentinde dünyaya gelmiş ve 1977 yılında Petersburg'da ölmüştür. Petersburg'da Köy Ekonomisi Enstitüsüne girmişse de, 1924 yılında bu okuldan ayrılarak Türkoloji bölümüne geçmiştir. Ünlü Türkologlar A.N. Samoyloviç ve S.Y. Malov'dan dersler almıştır. Abramzon, daha öğrenciyken gönüllü olarak 1924 ve 1925 yıllarında iki defa Karakol bölgesinde bilimsel gezilere katılmıştır 1926 yılında Kırgız Bilim Komisyonunun daveti üzerine Kırgızistan'a gelen Abramzon, bu tarihten itibaren bilimsel çalışmalarını Kırgızlar ve Kırgızistan üzerine teksif etmiştir. Abramzon, araştırmalarında, Kırgızların Orta Asya ve Güney Sibirya halklarıyla etnogenetik, tarih ve sosyo-kültürel bağları konuları üzerinde özellikle durmuştur. Ayrıca 1926-1955 yılları arasında Kırgızistan'da yapılan çalışmalara çok büyük katkıları olmuştur.
Kırgız Gelenekleri ve Abramzon (II)
22 Aralık 2014, 13:47
Güncel
0 Yorum
Bu haber 2252 defa okunmuştur.
Facebook  Twitter 

Isık Göl'de Tatarlar ve Cedid Mektepleri:

Yukarıda ifade edildiği gibi Ruslar yayılma politikalarının icabı Isık Göl bölgesine yerleşmeye gelirken, yanlarında tercüman olarak Tatarları getirmişlerdi. Bizim saha tesbitlerimize göre, Tatarlar gerçekten Kırgızlarla Ruslar arasında tercümanlık yapmak için getirilmişler. Onlar Rusların işini kolaylaştırdığı gibi, Kırgızlara da eğitim vermişler. Meselâ, adı geçen köylerde ve Isık Göl civarında boz üy (topak çadır)lerde halka İslâm ve Türklük konusunda bilgiler vermişlerdir. Bu okullara Kazan, Taşkent ve Kaşgar'dan bir çok eser getirilmiştir. Okullarda, Tatar ve Kazak lehçelerinden başka Arapça ile de eğitim verildiğini Abramzon da ifade etmektedir. Fakat onun bu görüşünü ihtiyatla karşılamak zorundayız. Çünkü cedid mekteplerinde yörede kullanılan konuşma dilinden başka, Arapça ve Tatar lehçesiyle eğitim yapıldığı doğrudur. Ancak bu okulların temel amacının bütün Türk âleminde kullanılın ortak bir kültür ve bilim dili meydana getirmek olduğundan, okullarda çeşitli lehçelerle eğimin verilmesi farklı değerlendirilmelidir. Abramzon'a göre bu okullar, İslâm kültüründen ve Kırgızların eski hayatından bilgilerin verildiği ve çağdışı bir eğitimin yapıldığı okullardır.

Bu okulların 'cedid mektepleri' olup olmadığı konusunda bazı Kırgız aydınlarla sohbetlerimiz oldu. Kırgız aydınları bu okulların cedid mektepleri olmadığını, çünkü bu mekteplerin Merkezî Asya'da sadece Özbekistan ve Kazakistan'da kurulduğunu, o tarihlerde Kırgızların göçebe hayat yaşadıklarından dolayı, bu tür mekteplerin Kırgızistan'da açılmalarının mümkün olamayacağını söylediler. Fakat 1914 yılında Rus İmparatorluğunda yaklaşık 5.000 (beşbin) civarında ve 1912'de de büyük Tatar âlimlerinden İsmail Gaspıralı'nın bizzat Hindistan/Bombay'da cedid mektebi açtığını düşünürsek, bizim görüşümüzün gerçeğe daha yakın olduğu kabul edilebilir. Ayrıca Abramzon'un tesbitleri ve bizim saha çalışmalarımızda elde ettiğimiz bilgiler, Tatarların açmış oldukları bu okulların cedid mektepleri olduğu yönündedir.

Sovyetler döneminde bu okullar tamamen kapatılarak yasaklanmış ve yerini resmî Sovyet okulları ile komünist partisinin siyaset okulları almıştır. Burada bizce ilginç olan sömürü için getirilen Tatarların aynı zamanda Kırgızlara İslâm dinini ve tarihlerini öğretmiş olmalarıdır. Bu konuda saha çalışmalarımız esnasında yaşlı köylülerden bazıları şöyle demişlerdir: “Tatarlar Ruslara tercümanlık yaptılar. Ancak bize de dinimizi ve tarihimizi öğrettiler".

Komünizm ve Darkan - Çıçkan:

Abramzon, "Kırgız milleti, Ekim İhtilâli neticesinde Rus milletinin desteğiyle ekonomik ve kültürel olarak gelişme yoluna girmiştir" der. Ona göre, Ekim Devrimiyle “erkekler gibi kadınlar da tüm mesleklerde çalışmaya başladılar. Neticede kadının bağımsız ve erkekle eşit olduğu ispatlanmıştır. Kadınlar, erkeklerin çalıştığı her işle çalışmaya başlayarak ekonomik bağımsızlıklarını da kazandılar". Bu görüşler, komünist felsefesi açısından doğru olabilir. Ancak ekonomik mülkiyetin devlette olduğu bir yerde, kadınların erkeklerden ekonomik bağımsızlıklarını almaları nasıl izah edilebilir? Ayrıca, iş bölümü yapmak eşitlik ilkesini zedelemez. Meselâ, ağır işlerde erkekler çalışırken, çocuk ve kadınlar daha hafif işlerde çalışabilir. Diğer yandan, "eşitlik için eşitlik ilkesi" eşitlik değildir. Çünkü her insanın bilgi, beceri ve fizikî yetenekleri birbirinden farklıdır.

Abramzon'a göre çarlık Rusya'sı, Rus olmayan milletleri Ruslaştırma siyaseti yapıyordu. Ancak aynı Abramzon şunları da yazarak kendisiyle çelişkiye düşer: "Ekim İhtilâliyle geleneksel Kırgız ailesi yeni sisteme ayak uydurmaya başlamıştır. Ekim İhtilaliyle Kırgızların geleneksel çocuk yetiştirme anlayışlarının yerini, Rus kültürü almaya başlamıştır. Böylece Kırgız köylerinde Sovyet ailesi oluşmaya başlamıştır.

Gençler Rusça öğrenmeye çok çaba harcıyorlardı. Bazıları arkadaşları ve tanıdıklarıyla Rusça mektuplaşıyorlardı; buna rağmen Darkan ve Çıçkan gençlerinin ufku pek gelişmemiştir".

"Dinî görüşler ortadan kalkmış, yerini Sovyet eğitimi almıştır. XIX. yüzyılın ikinci yarısından XX. yüzyılın başına kadar Orta Asya'da, Kırgızistan'da açılan mektepler İslâm kültürüne meyilli idi. Ezbere bağlı, hayattan uzak, öğrencileri doğmaya ve boyun eğmeye götürüyordu. Bu mektepler boz üy'lerde açılıyordu. Bunlar ya mescitlere bağlıydı, ya da mescitler mektep olarak da kullanılıyordu. Bu okullarda Arapça, Kazakça ve Tatarca kitaplar okunuyordu. Buralara Taşkent, Kazan ve Kaşkar'dan kitaplar geliyordu...".

"Ekim İhtilâli Kırgız hayatını kökten değiştirdi. Sosyalist düzen çağdaş Kırgız hayatını ortaya çıkarmıştır". Şüphesiz Ekim İhtilâli Kırgız ekonomisine önemli katkılar yapmıştır. Çünkü bunun örneklerini, çeşitli şehirlerdeki fabrika kalıntılarından anlıyoruz. Ancak Ekim İhtilâli, Abramzon'un da ifade ettiği gibi, "tek bir Sovyet insanı" yaratmak istemiştir. Bu mantık ise, Hitler'in ırkçı anlayışından pek de farklı değildi. Zaten farklı olmadığından olacak ki, bugün Sovyetler Birliği tarihin mezarlığındaki yerini almış miras bıraktığı fabrikaları da ya çalışmaz, ya da çok düşük kapasiteyle çalışır hale gelmiştir.

Ekim İhtilâli, yeni bir millet yaratamadığı gibi, "afyon" dediği dinden de kurtulamamıştır. Meselâ Kırgız ailesi, ne kadar değişirse değişsin, toylarını, doğum ve ölüm törenlerini kendi geleneklerine ve inancına göre yapmıştır. Hatta gerek Ruslar, gerek Kırgızlar mezarlıklarını bile dinî inançlarına göre inşa etmişlerdir. Müslümanların mezarlarında çoğunlukla ‘hilal, ay yıldız, koç başı’ motifi, Hristiyanların mezarında ise ‘kızıl haç ve kızıl yıldız’ damgaları bulunmaktadır.

Aile ve Evlilik:

Abramzon'a göre, akrabalık bağlarının sağlam olması, Kırgızlara özgü bir özelliktir. Bilindiği gibi, Anadolu Türklerinin geleneksel aile anlayışında da bu bağ son derece güçlüdür. Meselâ, Anadolu'da kızın babası başlık parası istemediği halde, amcalarının bu parayı istediği, hatta aldığı veya evde kalmış kızlar için söylenen "evde kalmış kızın derdi amca oğluna döşer" sözleri önemli örneklerdendir.

1950'lerde Türkiye'de olduğu gibi, Sovyet devrinde de kalın-kalım (başlık) parası alma ve verme yasaklanmıştır. Meselâ Kırgızistan anayasasına 1938'de konan maddelere göre 'kalın-kalım' alanlar ve verenler sosyal-siyasî düzene karşı çıkmaktancezalandırılmışlardır. Fakat halkın geleneklerini engellemeye kalkmak pek mümkün olmadığından, Türkiye'de olduğu gibi, Kırgızlar da 'kalın-kalım' alıp-vermişlerdir. Bugün de gerek Kırgızistan'ın, gerekse Türkiye'nin bazı bölgelerinde hâlâ başlık alınıp verilmektedir

Geleneksel Kırgız ailesinde ilk evlenen çocuğun, kendi boz üyü olmakla birlikte mutfak ve diğer harcamalar bakımından anne ve babaya bağlıdır. Diğer erkek kardeş evlenince, birincisi boz üyünü babasından biraz uzaklaştır. Mutfağını tamamen ayırır. Ancak miras ortak olduğu için, hayvanlar ve arazi yine babaya aittir. Yeni eve dualarla çıkılırdı. Çocuklar, kendi evleriyle babalarının evlerini ayırmak için, babalarının evine "çon üy" derler.

Kırgızlarda evlenen kıza, baba malından ençi (hisse, pay) verilir. Bundan başka ona mirastan bir şey verilmez. Bu gelenek Anadolu'nun bazı bölgelerinde aynen yaşamış, Doğu ve Güneydoğu Anadolıı bölgelerinde ise hâlâ yaşamaya devam etmektedir. Ayrıca, Anadolu’da kızların baba malından miras almaları ayıplanmış, kocaları ise kınanmıştır. Hatta daha ileri gedilerek, erkekler kadının malına muhtaç kalmakla suçlanırlar.

Kırgızlar, genelde kalın-kalım için dokuz çeşit mal verirler. Bizim tespitlerimize göre, kalın-kalım evlilik konusunda hiçbir zaman bir engel teşkil etmemiştir. Çünkü kalın, Anadolu'da olduğu gibi, ailelerin karşılıklı anlaşmaları sonucu belirlenir. Ayrıca kızların evliliğinde mutlaka kalın alınmalıdır. Ancak dulların evliliklerinde böyle bir şart yoktur. Kaçan kızın kalın parası ise normalden fazla olur. Bu gelenekler de Anadolu'da birçok çalışmada tesbit edilmiştir. Ayrıca Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da da başlık parası için kalın-kalım-kalınt-kaling-galıng-kalen-kalınk gibi kavramlar kullanılmaktadır 

Kırgızlarda eskiden kız, bakire çıkarsa, anasına "kelinin erkek tuudu" (gelinin erkek doğurdu) diye haber verilir ve müjde istenir. Şayet bakire çıkmazsa kız baba evine gönderilerek kalın parası geri alınırdı.

Kırgızlar sağdıç'a küyöö coldoş, saçıya çaçıla, nikahtan önce damada küyöö bala, nikahtan sonra ise küyöö derler. Kız isteme işine kuda tüşüü, dünüre kuda, hamilelikte söz kesmeye bel kuda, geline kelin derler.

Kadın bakşı (insanları çeşitli sihirlerden, hastalıklardan, kötü ruhlardan koruyan ve bu yolla oluşmuş hastalıkları tedavi edenler) için bakşı bübü denir. Bizim tesbitlerimize göre, Kırgızlar bu ve benzeri insanlar için şaman kelimesini kullanmamaktadırlar. Doğum yaptıran ve çeşitli biyolojik hastalıkları tedavi edenler için de emçi domçu, yani tabip tabirini kullanırlar

Yanan ateşi korumak, yani sönmesine mâni olmak gelinin görevidir. Gelinin en kıymetli çeyiz eşyaları arasında tuş kiyiz (duvara asılan işlemeli süs eşyası), ala kiyiz ( yer döşemesinde kullanılan keçeden yapılan kilim) gelir. Eskiden gelinler kayınpeder ve kayın valideye görünmemeye gayret ederlerdi. Nikah, eskiden de, şimdi de mollaların huzurunda yapılmaktadır.

Kırgızlarda küç küyöö (iç güveyi)lük hoş karşılanmaz. Ancak, kızın ailesinin hiç oğlu yoksa, damatlardan biri iç güvey olarak alınabilir. Bu durum ise yadırganmaz. Kırgızlarda "eşigin körüp törünö öt, enesin körüp kızını al" (kapının eşiğini görüp törüne -baş köşe- geç, anasını görüp kızını al) atasözü, Anadolu' da "kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al" şeklinde ifade edilmektedir.

Abramzon'a göre, Kırgız ailesi Ekim İhtilâli ve Rus kültürünün tesiriyle yeni sisteme ayak uydurmaya başlamış, böylece Kırgız köylerinde 'sovyet ailesi' oluşmaya başlamıştır. Ayrıca 1950-1954 tarihleri arasında Darkan'da hiç boşanma olmamıştır.

Ölüm, Doğum, Sünnet ve Yeni Yıl:

Kırgızlarda ölen ağabeyin eşiyle evlenmek mümkündür. Ancak istediği taktirde, kocası ölen veya kocasından ayrılan kadın, baba evine dönebilir. Baba ölürse, aile reisi büyük ağabeydir. Ancak para her zaman annede bulunur ve onun bilgisi dahilinde harcamalar yapılır.

Çocuğu yaşamayan kadının son çocuğu kurutulmuş kurt postuna sarılır ve temsili olarak kurt ağzından geçirilir. Ayrıca kurt, evi de kötülüklerden korur. Altay Türklerinde kurt, yırtıcı, savaşçı olmanın yanında, aynı zamanda koruyucu üzelliğe de sahiptir.

Çocuğun göbek bağı, ya hiç kimsenin basmayacağı bir yere gömülür, ya da dağda ıssız bir yere saklanır. Sünnet olan çocuğun kesilen parçası, hamile kalıp çocuk doğurması için çocuğu olmayan kadına yedirilir. Çok çocuk sahibi olmak mutluluk kaynağıdır. Bundan dolayı çok çocuklu kadına daha çok hürmet ve saygı gösterilir. Meselâ on çocuğu olan kadına batır ene denir. Çocuğu olmayanlar ise, yakınlarının çocuğunu alarak üvey evlat sahibi olurlardı. Çocuğa isim verilirken kulağına ya ezan ya da dua okunur.

Ölü başında Kuran okunur. Eskiden Kırgızlar arasında molla (din adamı) çok olmadığı için, bu görevi genelde Tatarlar yapmışlardır. Ölen insan boz üyde üç gün bekletilir. Ölen, kadınsa tör'e (baş köşe) göre sol, erkekse sağ tarafa yatırılır. Tör'de oturma düzeni de bu şekildedir. Mutfak da töre göre sol tarafta olur. Eskiden yas için gelen erkekler ayrı, kadınlar ayrı yerde otururlardı. Kocası ölen kadın, bir yıl yas tutar. Bu süre içinde genellilikle siyah giysiler giyer. Ölen insanın yanında ağıt yakılırken ters oturulur ve ölenin yakınları eskiden yüzlerini matem sebebiyle çizerlerdi.

Nooruz dama mart ayında kutlanır. Bu bayram Abramzon ve Kırgız halkına göre yeni gün bayramıdır. Fakat halka göre, Ekim Devriminden sonra, özellikle 1950'lere doğru 'bahar bayramı' olarak kutlanmaya başlanmıştır. Halkın inancına göre bu durumun meydana getiriliş sebebi halkın geleneksel bahar bayramı olan orus damayı unutturmaktır. Orus dama geleneği Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da eskiden kutlanan seri sali-seri sale (yeni yıl bayramı) bayramı gibi şubat sonu ile mart başında, yaklaşık bir hafta kutlanırdı. Orus dama boyunca halk evlerini ve bahçelerini temizler, yeni elbiselerini giyerek birbirlerini ve mezarlıkları ziyaret eder, kurbanlar keserlerdi. Yağmur yağması ve toprağın nemli olması için de mayıs ayında caz camgır bayramı kutlanır.

Zekeriya Karadavut

Mustafa Aksoy

Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi

www.insanbilimleri.com

Bu haber 2252 defa okunmuştur.

Facebook  Twitter  Google  StubmleUpon 

Güncel  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Anayasa değişikliği tartışmaya açıldı

Anayasa değişikliği tartışmaya açıldı Anayasada bazı madde ve hükümlerinin değiştirilmesini öngören tasarı parlamentonun resmi internet sitesi www.kenesh...

Büyükelçi Kılıç: “Biz sadece uyarıyoruz, karar size ait”

Büyükelçi Kılıç: “Biz sadece uyarıyoruz, karar size ait” www.zanoza.kg internet sitesinin Türkiye Bişkek Büyükelçisi Metin Kılıç ile Türkiye'deki darbe girişimi ve Dışi...

Üniversitelerdeki askeri bölümler kapatıldı

Üniversitelerdeki askeri bölümler kapatıldı Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre üniversitelerdeki askeri bölümlerin kapatılmasına ilişki...

Suriye'deki terör örgütlerine katılan Kırgız sayısı 600'ü aştı

Suriye'deki terör örgütlerine katılan Kırgız sayısı 600'ü aştı Kırgızistan Milli Güvenlik Hizmeti Basın Sözcüsü Rahat Sulaymanov, www.azattyk.org sitesine yaptığı açıklamada, hal...

"Kırgızistan'ın gerekli gördüğü tedbirleri alacağından eminim”

Türkiye'nin Bişkek Büyükelçisi Metin Kılıç, Kırgız tarafının Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması açısında gerek...

Kırgızistan'dan Türkiye'ye ret

Kırgızistan'dan Türkiye'ye ret Türkiye’nin, Kırgızistan’daki FETÖ yapılanmasına ilişkin bu ülkeden söz konusu yapılanmaya izin verilmemesi çağrısı...

Türkiye Kırgızistan’ı uyardı

Türkiye Kırgızistan’ı uyardı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, darbe girişiminin arkasında FET֒nün bulunduğunun tüm dünyaca bilindiğini belirt...

Ahıskalı Türkler demokrasi şehitlerini andı

Ahıskalı Türkler demokrasi şehitlerini andı Kırgızistan'daki Ahıskalı Türkler, Türkiye'de 15 Temmuz gecesi yapılmak istenen darbe girişimini kınayarak,...

Manas Üniversitesi, darbe girişimini kınadı

Manas Üniversitesi, darbe girişimini kınadı Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi (KTMU) Senatosu 15 Temmuzda Türkiye'de yaşanan darbe girişimini kınadı.
Özer RAVANOĞLU Özer RAVANOĞLU
MANAS İLAHİYAT FAKÜLTESİ ve TATBİKAT CAMİİ
Nurettin AKSU Nurettin AKSU
Kırgız sanat dünyası acı bir yılı geride bıraktı

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

Tüm videolar

  Atambayev'den klip
 

Atambayev'den kl

İzlenme:966

   
  Bir Zamanlar Ankara'da
 

Bir Zamanlar Ankara&

İzlenme:1946

   
  Büyük Manasçı Sayakbay Karaliyev
 

Büyük Manasçı Sayakb

İzlenme:2092

   
  Yetenek Sizsiniz 2014 / Atai Omurzakov ve Tumar KR
 

Yetenek Sizsiniz 201

İzlenme:3310

   

Tüm fotoğraflar

  TALAS
 

TALAS

İzlenme:0

   
  BATKEN
 

BATKEN

İzlenme:0

   
  SON KÖL
 

SON KÖL

İzlenme:0

   
  KIRGIZİSTAN'DAN
 

KIRGIZİSTAN'DAN

İzlenme:0

   

ANKET

Örnek Anket?



Tüm Anketler

Döviz Kurları

HAVA DURUMU