GÜNCEL    EKONOMİ    EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT    YAŞAM - SAĞLIK    SPOR    ANALİZ    İHALELER
Foto Galeri Video Galeri Kırgızistan Kırgız Medyasından Künye

Issık Göl - Tanrı'nın Yeryüzündeki Gözü (IV)

Issık Göl - Tanrı'nın Yeryüzündeki Gözü (IV)
24 Aralık 2015, 15:55
KONUK KALEMLER
0 Yorum
Bu haber 972 defa okunmuştur.
Facebook  Twitter 

Bana mı baktın ulan?

Eğer şansınız varsa, Ruh Ordo'daki gösteri merkezinde Kırgız müzik ve danslarından seçmeler izleyebilirsiniz. Bizim şansımız vardı, ve iki Kırgız sanatçının yaptığı nefis müzikleri ve söyledikleri duygusal şarkıları dinleyebildik. Geleneksel Kırgız müziği çok sade ve doğa ile iç içe yaşayan insanlar tarafından icra edildiğini hissettiriyor...

Artık karnımız acıktı ve dört başı mamur bir Kırgız yemeğini hak ettik. Neyse ki ev sahiplerimiz bizim onurumuza bir yemek verecek ve yöre mutfağının değişik lezzetlerini deneyeceğiz; at, koyun, inek, Allah ne verdiyse... Yemek için öyle bir sofra hazırlanmış ki, bir tek kuş sütü eksik. Kuş sütü olmasa da, at sütü masamızda yerini alıyor. Kımız, yani fermente edilmiş ekşi ve alkollü at sütü. Kefir’e benziyor, zaten benzer şekilde elde ediliyormuş; yani belli bir mikroorganizma grubunun faaliyeti sonucu.

Kımız, ekşi ve keskin bir tada sahip; ilk denemede hoşunuza gidiyor, ancak büyük miktarlarda içilecek bir içki (en azından ilk deneyenler için) değil. Ben yine de eksantrik yiyecek/içecekleri sevdiğimden iki üç kadeh kımızı yuvarladım. Yanımda oturan Kazak arkadaş, alışık olmayan bünyede yoğun bağırsak faaliyetine yol açabileceğini söyleyince, kımızı dengelemek için Kırgız şarap ve votkalarına yumulduk.

Zaten sofrada sürekli ona buna kadeh kalkıyor ve kadehlerin dibi görülüyor. Bol votka ile hem kımızı seyreltiyor, hem de birazdan yiyeceğimiz etlerin (adam başı birkaç kilo etten bahsediyorum) kolesterolü eritiliyor. Votka kolesterole iyi gelir mi, bilimsel dayanağını bilmiyorum, ama plasebo etkisine güvenerek kadeh kaldırıyoruz.

At eti, bizde kaçak ve ucuz sucuklarla özdeşleşse de, Kırgızistan'da çok prestijli bir yiyecek!

İtiraf ediyorum, kımız içerken yanında at eti de yedik. İnsan bir garip oluyor tabii; sonuçta biftek yerken süt içmiyorsun, veya tavuk yerken yanında yumurta kırmıyorsun. At eti tabii ki çiğ ve de çok yağlı. Cılkı denilen at yemeğinden bir parça alıyorum; cılkı, Kırgızistan’da çok değerli, saygın bir yiyecek. Yemezsek olmaz tabii. Neyse ki Japonya’dan çiğ at etine, yani basashi’ye alışığım ve yabancılık çekmiyorum. Ama laf aramızda, Japon tarzı çiğ at’ı daha çok sevdim!

Tabaklarca meze, at, dil, ve sairenin ardından bir et tabağı geliyor. Ama ne tabak... Gergedan uyluğu boyutlarında bir kemik, ve kemik ile organik ilişkisi olan bir et yığını zaten doymakta olan bünyemize sunuluyor. Ama öyle güzel pişirilmiş ve lezzetli bir et ki, kapasiteyi zorlayıp tabağı sıyırıyoruz.

Kımız eşliğinde bol kepçe şiş...

Yanımdaki Kazak arkadaşa “Ana yemek de çok güzeldi” diyorum. Arkadaş beni uyarıyor; az önce yediğimiz tabak (ya da tepsi) ana yemek değil, ara sıcakmış. Daha başımıza neler gelecek...

Başımıza koyun başı gelecek! Koyun başı, önemli konuklar için hazırlanan törensel bir yemekmiş. Yekpare pişirilen koyun başı, sofranın saygın kişisine sunulur, paylaştırması istenirmiş. Sofradaki Orta Asyalı olmayan tek kişi olduğumdan (aslında saygın da değilim ama) muhabbet olsun diye koyun başını önüme koyuyorlar. Rica minnet koyun başı paylaştırmayı başka bir elemana havale edip mümkünse yememeyi tercih ediyorum, ancak koyun başı şerefine peş peşe kalkan votka kadehlerine iştirak ediyorum.

Sonunda ana yemeğin geleceği müjdeleniyor. Yemekten anamız ağladı, halen yemeğin anası konuşuluyor. Ve sofraya beş parmak (İngilizcesi besh barmak) geliyor. Kırgızların bu en meşhur yemeği, kesme denilen çok ince kesilmiş hamurun üzerine küçücük doğranmış et ve soğandan oluşan sosun ilave edilmesiyle yapılıyor. Ve tabii ki elle taarruz edilip parmakların beşi de kullanılarak yeniyor.

Bir gecede bir yıllık kolesterol ihtiyacımı karşıladıktan sonra otele dönüp yatıyorum. Tabii istiap haddini çok aşmış mideyle uyku tutmuyor. Kumsala inip bir şezlonga uzanıyorum; yumuşacık kumların üzerinde, taptaze dağ havası, destansı gölün dinginliği ve gökyüzünü süsleyen milyonlarca yıldız. Çolpan-Ata’nın uzayındaki yıldız sayısı nasıl oluyor da Ankara’nın uzayından daha fazla olabiliyor? Oluyor işte...

Gölün kenarına inip elimi suya daldırıyorum. Odamdaki mini barda duran şişe suyu ile aynı sıcaklıkta (yani soğuklukta). Ama yıldızların verdiği gazla kararımı veriyorum; ertesi sabah erkenden kalkacağım, havaalanına gitmek için yola çıkmadan göle girecek ve akşam yemeğinin kalorilerini yakacağım!

Gece derin bir uyku uyuyorum, ancak sabaha karşı otele yakın bir yerde at kişnemeleri duyuyorum. Yakında yılkı atları var sanırım, bu coğrafya için kedi miyavlaması duymaktan çok daha doğal bir durum olmalı; ama yine de aklıma gece yediğim atlar geliyor. Bari kalkıp göl kenarına inelim ve gelmişken yüzmeyi deneyelim! Aylardan Haziran, karşımızdaki dağlar henüz karlarla kaplı, 1600 metrede bir gölün kenarındayız. Acaba göle girmek akıl kârı bir iş midir? Ama buraya kadar gelmişiz, denemezsek bunun vebalini ödeyemem.

Sabah dinginliğinde Issık Göl

Ufak ufak suya girmeye başlıyorum, gölün dibi pamuk yumuşaklığında kumla kaplı, su çok berrak ve pırıl pırıl, gölün yüzeyi kıpırtısız. Yani, yüzmek için her koşul tamam, biri dışında; su hayvan gibi soğuk ve mabadım donmuş durumda! E, hani Issık Kul "Sıcak Göl" idi? Demek göreceli bir sıcaklıktan bahsediyorlar, yani Kuzey Buz Denizi'nden hallice...

Yine de yiğitlikten ödün vermiyorum, bir Manas torunu gibi suya dalıyorum, ısınmak için var gücümle kulaçlara asılıyorum. 1-2 dakika içinde soğuktan uç noktalarımı hissedemez hale geliyorum ve yüzümdeki muzaffer edayı korumaya çalışarak havluma koşuyorum.

Suyun çok ilginç bir bileşimi var. Ufaktan tadına bakıyorum; belli ki mineraller açısından zengin, ve hafif bir soda içiyormuşcasına lezzet alıyorsunuz. Tabii aynı zamanda tuzlu bir gölde olduğumuz gerçeği var; ancak göl suyunun tuzluluk derecesi çok düşük (0,6% seviyelerinde, yani kabaca deniz suyunun beşte biri kadar). Cengiz Üstad, Issık Göl’ü “Tanrı’nın yeryüzündeki gözü” olarak nitelemişti ya, göl suyunun tadı da aynı gözyaşını andırıyor; Aytmatov romanlarının göz pınarlarınızda biriktireceği yaşların tadını:

“Şimdi, manevi duygular içinde göle doğru yürüyor, onun titreşen mavi yüzeyine bakıyordu. Sisli ve karlı tepeler görünüyordu karşı kıyının yükseklerinde, üzerlerinde de taç gibi duran hafif bulutlar. Kalplerde duyulduğu gibi gözle bakınca da görülen bu geniş alanlar dünyası, içinde yaşadıkları ve bağımlı oldukları bu alem çok güçlü bir varlıktı, var olan her şeyin kaynağı, kökeniydi. Bir çeşit Tengri ya da onun yeryüzündeki biçimiydi”

Onur Ataoğlu

(Son)

http://onurataoglu.blogspot.com/2015/01/krgzistan-issk-gol-tanrnn-yeryuzundeki.html

 

Bu haber 972 defa okunmuştur.

Facebook  Twitter  Google  StubmleUpon 

KONUK KALEMLER  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (5)

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (5) Asya halklarından biri olan Kırgız toplumu arasında İslamiyet’in Sufizm yoluyla yayıldığı bilinmektedir. Kırgızlar ...

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (4)

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (4) Asya halklarından biri olan Kırgız toplumu arasında İslamiyet’in Sufizm yoluyla yayıldığı bilinmektedir. Kırgızlar ...

EVRAZES’e giriş kemer sıkmaya götürdü

EVRAZES’e giriş kemer sıkmaya götürdü Rusya’nın ekonomik problemleri, EVRAZES’ten büyük ekonomik beklentileri olan Kırgızistanlıların bu beklentilerini b...

Gümrük Birliği’ndeki Kırgız işgücü

Gümrük Birliği’ndeki Kırgız işgücü Tahminlere göre her on Kırgızistan vatandaşından birisi Rusya’da ekmek peşinde koşuyor. 6 milyon nüfusun 550 bini R...

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (3)

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (3) Asya halklarından biri olan Kırgız toplumu arasında İslamiyet’in Sufizm yoluyla yayıldığı bilinmektedir. Kırgızlar ...

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (2)

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (2) Asya halklarından biri olan Kırgız toplumu arasında İslamiyet’in Sufizm yoluyla yayıldığı bilinmektedir. Kırgızlar ...

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (1)

Kırgız Toplumunda Sufizm Geleneği (1) Asya halklarından biri olan Kırgız toplumu arasında İslamiyet’in Sufizm yoluyla yayıldığı bilinmektedir. Kırgızlar ...

Kardeşin, kardeşe çelme takması kardeşi üzer

Kardeşin, kardeşe çelme takması kardeşi üzer Şu husus bilinmelidir ki Türk(iye) kamuoyu; Eski Sovyetler Birliği üyesi Türk Devlet ve Topluluklarından bu olay so...

Türkiye-Rusya krizinde Kırgızistan nerede olmalı?

Türkiye-Rusya krizinde Kırgızistan nerede olmalı? Bizim için iki dost ülkenin, birbirinin saçlarına yapışmış iki insan gibi bir halde iken, Cumhurbaşkanımızın bir ta...
Özer RAVANOĞLU Özer RAVANOĞLU
MANAS İLAHİYAT FAKÜLTESİ ve TATBİKAT CAMİİ
Nurettin AKSU Nurettin AKSU
Kırgız sanat dünyası acı bir yılı geride bıraktı

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

Tüm videolar

  Atambayev'den klip
 

Atambayev'den kl

İzlenme:964

   
  Bir Zamanlar Ankara'da
 

Bir Zamanlar Ankara&

İzlenme:1944

   
  Büyük Manasçı Sayakbay Karaliyev
 

Büyük Manasçı Sayakb

İzlenme:2090

   
  Yetenek Sizsiniz 2014 / Atai Omurzakov ve Tumar KR
 

Yetenek Sizsiniz 201

İzlenme:3308

   

Tüm fotoğraflar

  TALAS
 

TALAS

İzlenme:0

   
  BATKEN
 

BATKEN

İzlenme:0

   
  SON KÖL
 

SON KÖL

İzlenme:0

   
  KIRGIZİSTAN'DAN
 

KIRGIZİSTAN'DAN

İzlenme:0

   

ANKET

Örnek Anket?



Tüm Anketler

Döviz Kurları

HAVA DURUMU