GÜNCEL    EKONOMİ    EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT    YAŞAM - SAĞLIK    SPOR    ANALİZ    İHALELER
Foto Galeri Video Galeri Kırgızistan Kırgız Medyasından Künye

Büyükelçi Kılıç: “Biz sadece uyarıyoruz, karar size ait”

Büyükelçi Kılıç: “Biz sadece uyarıyoruz, karar size ait”
06 Ağustos 2016, 15:24
Güncel
0 Yorum
Bu haber 1458 defa okunmuştur.
Facebook  Twitter 

www.zanoza.kg internet sitesinin Türkiye Bişkek Büyükelçisi Metin Kılıç ile Türkiye'deki darbe girişimi ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun açıklamalarıyla ilgili yaptığı röportajın çevirisine sayfamızda yer veriyoruz. Röportajın orijinaline, metnin sonundaki adresten ulaşabilirsiniz.

“Türkiye’deki darbe girişimi ve ayrıca, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 24 Temmuz’da bir mitingde, ardından Habertürk kanalındaki konuşmalarında Fetullah Gülen taraftarlarının Türkiye’de yaptıklarının aynısını Kırgızistan’da da yapabileceği yönündeki ifadelerine ilişkin Kırgız Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklaması konusunda Kırgız basınına konuşmuştu.

‘Zanoza’ Türkiye Cumhuriyeti Bişkek Büyükelçisi Metin Kılıç ile görüştü ve bazı detayları ve ayrıca bu konudaki Türkiye’nin genel tutumunu öğrenmeye çalıştı.

Zanoza: Sayın Büyükelçi, bizi, gazetecileri, öncelikle Türkiye’de gazetecilerin/muhabirlerin neden gözaltına alındığı ve tutuklandığı, gazetecilerin ne ile suçlandıkları ilgilendiriyor.

Kılıç: 16 Temmuz gecesinde yapılan darbe girişimi sonrasında Türkiye’de olağanüstü hal ilan edildi, çünkü darbe, bizim tespitlerimize göre, mensupları sadece orduda değil, aynı zamanda sivil kuruluşlarda da olan ve basıncıların içerisinde de taraftarları bulunan belirli bir örgüt tarafından düzenlenmiştir.

İki buçuk yıl önce bu örgütü destekleyen şahısların Emniyet teşkilatında bulunduğu, daha sonra benzer kişilerin yargı organlarında da çalıştıkları tespit edilmiştir ve daha sonra ise bu örgüt ile ilişkisi olanların Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı gibi diğer kamu kurumlarında da kilit görevlerde yer aldıkları ortaya çıkmıştır.

Olağanüstü hal ilan edilinceye kadar bunlar demokratik yollar ile temizlenmeye çalışılmıştı, şimdi daha kolay görevden alınabiliyorlar, çünkü darbe girişiminden bu örgüt ile ilişkisi olan insanlar terörist/darbeci statüsünü almış durumdalar. Bu örgüt ile ilişkisi olan şahısların içerisinde basında, televizyon kanallarında ve diğer basın kuruluşlarında çalışanlar da mevcuttur.

Zanoza: Hazırlanmakta olan darbe iki buçuk yıl öncesinden malum muydu?

Kılıç: Bu örgüt tarafından kendisine gerekli insanların orduda kilit görevlere getirilmesi konusunda amaca yönelik adımlar atılmaya başlanmıştı. Bu örgüt ile ilişkisi olan askerler, bu örgüt ile ilişkisi olan savcılar ile bağlantılı olarak çalışarak, onların yardımları ile, gelecekte kendilerine engel olabilecek kişileri sahte iddialar ile görevden aldırıyorlardı.

Köşe yazarı olan bazı gazeteciler ise önemli pozisyonlarda bulunan insanların görevden alınması ve onların yerine kendi elemanlarının getirilmesi için örgüte lazım olan kamuoyunu toplumda oluşturuyorlardı. Hükümet için böyle bir sürece demokratik yoldan karşı çıkmak zordu ve bu yüzden onları pasif görevlere almaya çalışıyorduk, ama olağanüstü hal ilan edildikten sonra bunu yapmak daha kolay oldu.

Zanoza: O insanlar, sizin dediğiniz “pasif” görevlere alınanlar, belirli suç işledikleri için mi bu görevlere alınıyorlardı veya sadece bir örgütün üyesi oldukları için mi başka görevlere alınıyorlardı? Onlara ilişkin herhangi bir ceza davası ve başka davalar açılıyor muydu? Onlar sadece kendi düşünceleri ve kanaatleri için zarar görmüş olmasınlar?

Kılıç: Evet, o insanlar o dönemde daha pasif görevlere alınıyorlardı, onların yükselmesini sağlayanlar suç işlemişlerdi. Onlar gerçekten hiyerarşide daha üst düzeyde olan memurları kendi kariyer yollarını açmak için ortadan kaldırıyorlardı. Onların görevlerine geçmek için sahte açıklama ve deliller getirip, sahte haberler yapıyorlardı. Bu bir suçtur.

Zanoza: Bu iddialar ile ilgili mahkeme süreçleri gerçekleştirilmiş miydi?

Kılıç: Soruşturmalar yapılıyordu, yüksek mahkemeye, hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar çıkan belirli davalar vardı, ama bunların hepsi uzun zaman gerektiriyordu. Soruşturma altında da olsa insanı öylece görevden atamazsanız, çünkü suçu tamamen ispatlanmamıştır ve süreçler ve mahkemeler halen devam etmektedir.

Bu yüzden bu kişiler o dönemde pasif görevlere alınıyorlardı. Bunlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdukları takdirde hukuki sürecin sonlanması 5 yılı bulur. Ayrıca bu kişiler kendileri de hukukçu olduklarından kendi haklarını ve yasaları iyi biliyorlar. Onlara karşı hemen harekete geçmek ve basit iddialar ileri sürmek yeterli olmazdı.

Zanoza: Gazetecilere ilişkin hangi suçlamalar öne sürülüyordu? Gözaltına alınan ve tutuklanan gazeteciler ne düzeyde gerçekten darbe tertipleme işine dahil idiler?

Kılıç: Bazı gazeteciler makale yazarken, örgütün görevden aldırmak istediği şu veya bu şahıslar ile ilgili ortaya attıkları delilleri gizli kaynaktan aldıklarını söylüyorlardı. Savcılar delilleri talep ediyorlar, gazeteciler de bu delilleri ibraz ediyorlardı, başka bir deyişle suça aracılık ediyorlardı, fakat daha sonra bu delillerin çoğunluğunun sahte olduğu tespit edilmişti.

Sıkıntı oluşturan husus çoğu savcının bu örgüt ile ilişkili olmasıydı. Savcı davayı açıyor, gazetecilerden alınan delilleri yetkili makamlardaki resmi bilirkişilere gönderiyor ki, bu kişiler de kendi elemanlarından oluyor, onlar da iddiayı teyit eden raporları veriyorlar ve daha sonra hakim de suçlayıcı karar çıkarıp, kişiyi görevden atıyorlar.

Zanoza: “Örgüt” dediğiniz bu “Hizmet” mi?

Kılıç: Evet, mesela sanığın avukatı ibraz edilen delillerin sahte olduğunu veya sanığın/müvekkilinin isnat edilen suç işlendiğinde mesela suç mahallinde olmadığını, diyelim yurtdışında olduğunu gösterdiğinde bile, karar veren hakim de bu örgüt ile ilişkili olduğu için beraat etmiyordu.

Zanoza: Her zaman, her yerde olan ve her yerde gücü olan bir örgüt…

Kılıç: Evet, hepsinin birbirleriyle bağlantılı olduğu ortaya çıkıyor. Gazeteci bu örgüte bağlı okullarda okumuş oluyor, savcı da orada yetişmiş oluyor, rapor veren şahıs da, hakim de oradan olmuş oluyor. Birçok suçsuz kişi haksız yere uğradığı cezayı çekti. Başka savcılar daha sonra o kişiyle ilgili olarak sunulan o delillerin sahte olduğunu tespit ettiler.

Her şey çok güzel bir şekilde organize edilmiş, bu bir suç organizasyonu. Böyle davaların sayısı çok; İçişleri Bakanlığında da, orduda da. Ama bu zamana kadar silahsız bir hareket olarak göründüğünden hükümet sorunu hukuk çerçevesinde çözmeye çalışıyordu, ama darbe girişiminden sonra, ki bu girişimde 200’den fazla kişi hayatını kaybetti ve 2500 kişi yaralandı, onlar artık terör örgütü statüsünü aldılar ve bu örgüte karşı şimdi daha etkin adımlar atılabiliyor.

Zanoza: Ama, gazetecileri bunlardan haberleri olmadan kullanmış da olabilirler. Gazetecilerin bir şeyleri özellikle uydurdukları veya bu şemaların kanundışı olduğu konusunda önceden haberlerinin olduğu, ancak buna rağmen bunlara iştirak ettikleri durumlar olmuş muydu?

Kılıç: Gözaltına alınan gazetecilerin bir kısmı, sanki birinin bir zamanlar suç işlediği ve bu nedenle bulunduğu yüksek görevden alınması gerektiği konusunda toplumda fikir oluşturmak amacıyla böyle makaleleri kasıtlı olarak yazdıkları için suçlanıyorlar. Mesela, öncelikle toplumda belirli askerlere karşı fikir oluşturuluyordu. Daha sonra tutuklanmaya kadar giden gerekli prosedürler yürütülüyordu. Nihayet, bunların yerine göreve getirilenler konusunda toplumda olumlu fikir oluşturuluyordu. Bunların darbeci olduğu anlaşıldı.

Zanoza: Gazetecilere ilişkin tüm suçlamalar askerlerle mi ilgilidir?

Kılıç: Bu şemalar genelde askerler, emniyet ve yargı birimlerine ilişkin idi. Siyasetçilere ilişkin ise itibar düşürücü malzemeler toplanıyordu ve örgüt bunları daha sonra kendi televizyon kanalları aracılığıyla video kayıtlar halinde yayınlıyordu. Bunu da, ilgili kişilerin görevlerinden istifa etmeleri ve yerlerine kendi adamlarını getirmek için yapıyorlardı. Şüphe olmaması için itibar düşürücü malzemeleri önce ciddi gazetelere veriyorlardı, bunlar bu malzemeleri yayınlamayı reddettikleri durumda da kendi basın kuruluşları aracılığıyla yayınlıyorlardı.

Zanoza: Gazetecilere ilişkin soruşturma nasıl yürütülüyor – iddiaların/delillerin yalan ve karalama olduğunu önceden bile bile bir zamanlar birilerinin bir şeyler yazdıkları durumlar tespit edilmiş mi?

Kılıç: Şu anda soruşturmalar devam ediyor; bu süreçte gazetecilerin bu örgüt ile özellikle işbirliği yapıp yapmadıkları veya bunların hazırlanan darbe konusunda haberleri olup olmadığı tespit edilmektedir. Bunların bazıları bunu bilinçli olarak yapmış olabilirler, talimat ve yönergeler alarak nereye gittiklerinin şuurunda hareket etmiş olabilirler. Bazıları ise bilinçsiz bir şekilde ama samimi hareket etmiş olabilirler. Son kararı mahkemeler verecektir.

Zanoza: İnsan hakları kuruluşları Türk makamlarının gözaltına alınanlara gerektiği gibi muamele yapmadıklarını bildiriyorlar …

Kılıç: Olağanüstü hal ilan edilmiştir, bu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı değildir; genellikle bir insan mahkeme kararı olmadan 3 gün gözaltında tutulabilir, olağanüstü hal durumunda ise 30 gün. Değişen tek budur. Vatandaşların diğer hakları, insan hakları ve kanunilik muhafaza edilmektedir. Herhangi birisine ilişkin kanun dışı muamele yapılmış ise bu konu yine mahkemede görülecektir.

İnsan hakları örgütleri tarafından yayınlanan fotoğraflar darbe gerçekleştirmek isteyen askerlere ilişkindir. Bunlar, şehre tanklar ile giren ve sivil insanlara ve mesela Meclis binasına ateş açanlardır. Tankta bulunan veya ellerinde silahı bulunan bu gibi askerleri yakalamak için özel şartlar gerekiyor, olay anında arbede yaşanıyor, buna anlayış gösterilmelidir. Sivil şahıslar veya gazetecilere ilişkin herhangi bir yetki dışı hareket olmamıştır.

Zanoza: ‘Sebat’ okulları konusuna geçelim. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ifadesine Kırgızistan Dışişleri Bakanlığının verdiği yanıtın ne kadar simetrik olduğu konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kılıç: Kırgızistan Dışişleri Bakanlığının açıklamasının simetrik olduğunu düşünmüyorum, çünkü Bakanımızın düzenlenen miting sırasında halka sarf ettiği sözler orada toplananlara yönelik idi, onun ikinci açıklaması ise bir televizyon kanalındaki canlı yayın sırasındaydı. Bakan, bu örgütün darbe yapmak isteyenler ile bağlantısı olduğunu ve bu örgüt ile ilgili kişilerin kardeş Kırgızistan’da da bulunduklarını ve Kırgızistan’da bu ortak düşmana yönelik karşı tedbirler alınmasını beklediğimizi söylemiştir.

Genellikle, böyle bir şey vuku bulduğunda, Dışişleri Bakanlığı açıklama yapmadan önce bunun diplomatik veya diğer kanallar aracılığıyla teyit edilmesi gerekir; hangi sözlerin ve hangi bağlamda söylendikleri, tüm nüanslar tespit edilmelidir. Bu teyit işinin, olayın vuku bulduğu ülkenin Büyükelçiliği veya ülkenin kendi Büyükelçiliği aracılıyla gerçekleştirilmesi mümkündür. Ben, Türkiye Büyükelçisi olarak, Bakanımızın bu konuda yaptığı konuşmayı 2 saat sonra öğrendim; Kırgızistan Dışişleri Bakanlığı ise bu süre zarfında resmi açıklamasını hazırlayıp yapmıştı bile!

Mümkündür ki Kırgızistan’daki yine FETÖ ile bağlantılı kendi adamlarına haber vermiş olsunlar, bunlar da sırasıyla devlet makamlarındaki tanıdıklarına Türkiye’de sert açıklama yapıldığını söylemişlerdir, hatta kendi tercümelerini iletmişlerdir ve muhataplarını böylece sert tepkiye sevketmiş olabilirler.

Zanoza: Yani, bu işe bazı ajanlar karışmış olabilirler mi?

Kılıç: İşte bu gibi kişiler ve gazetecilere yönelik tedbirler almaktayız, tehlike burada ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Türkiye’deki bazı medya kuruluşları kapatılmıştır.

Zanoza: Türk Bakanının sözleri Kırgızca ve Rusçaya ne kadar doğru ve net tercüme edilmiştir? Kasım’da düşürülen Rus uçağı için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘özür dilediği’ gibi yalan haberlere benzer bir şeyler olmuş olmasın?

Kılıç: Bakanımızın ifadelerinin tercümesi tam doğru olmamıştır. Büyük ihtimalle, tercümeyi bu örgüt ile bağlantısı olanlar yapmışlardır, belki bu kasten yapılmıştır. Örnek, Cumhurbaşkanı Almazbek Atambaev’in bir konuşmasında sarf ettiği düşürülen uçak ile ilgili bazı adımlar atılması gerektiği anlamındaki ifadeleri, o zaman birileri tarafından Türkiye’nin özür dilemesi gerektiğini söylediği şeklinde tercüme edilmişti.

Zanoza: İki ülke arasındaki ilişkilerin bundan böyle nasıl gelişeceği konusunda neler düşünüyorsunuz? Kırgızistan’daki ‘Sebat’ eğitim kurumlarının kaderi ne olacak?

Kılıç: Bu konu Türkiye’nin güvenliği ile ilgilidir. Amacımız, sadece Türkiye’de değil sınırlarımız dışında da darbe girişiminde bulunan bu örgüt ile bağlantılı yapıların kapatılmasıdır. Bu konuda tedbirler alan ülkeler var, ancak Kırgızistan hükümeti ne gibi tedbirler alacağı konusunda kendisi karar vermelidir, biz sadece uyarıyoruz. En amaca uygun kararları alacaklarını düşünüyorum.

Zanoza: Türkiye kendi güvenliğine özen göstermektedir. Bu örgütler özellikle Kırgızistan açıcından ne gibi tehlike teşkil etmektedirler?

Kılıç: Aktif olarak harekete geçmeden önce biz bunların Türkiye’de bazı görevlere ulaşabileceklerini biliyorduk. Ancak, bunların devletin güvenliğine kastedeceklerini, askeri darbe girişiminde bulunabileceklerini düşünmemiştik. Bu işe karışanların sayısı silahlı kuvvetlerin sayısının yüzde bir buçuğunun altındadır, ancak bunlar bazı kilit görevlerde bulunuyorlardı.

Örneğin, bunların biri Genel Kurmay Başkanının yaveri, diğeri ise Özel Kuvvetler Komutan yardımcısıydı. Kırgızistan’da son 24 yıldır faaliyet yürüten bu gibi eğitim müesseselerinden mezun olanlar çok ve bunlar farklı yapılarda belirli pozisyonlarda bulunmaktadırlar, danışmanlar, özel kalem müdürleri olarak veya basında çalışmaktadırlar. Bu yüzden, burada da bu gibi tehlike ortaya çıkabilir.

Zanoza: Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Kılıç: Kırgızistan’daki birçok gazeteci haberlerini hazırlarken Avrupa kaynaklarını ve Avrupa basınında yayınlanmış bilgileri esas almaktadırlar. Orada ise, bu darbenin başarılı olamaması nedeniyle adeta üzüntü duyulduğu gibi bir hava hakimdir. Halbuki demokrasiyi destekler yaklaşım gösterilmesini isterdik.

Bunun dışında, Kırgızistan’da sorunun Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ile Fetullah Gülen arasındaki siyasi bir mücadeleymiş gibi bir genel fikir ortaya çıkmış durumda. Gerçekte ise böyle değildir; yaşanan Türkiye Cumhuriyeti ile terör örgütü arasında bir mücadeledir.

Narın AYIP

(http://zanoza.kg/doc/342617_posol_metin_kylych:_my_lish_predyprejdaem_reshat_vam_samim.html)

Bu haber 1458 defa okunmuştur.

Facebook  Twitter  Google  StubmleUpon 

Güncel  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Anayasa değişikliği tartışmaya açıldı

Anayasa değişikliği tartışmaya açıldı Anayasada bazı madde ve hükümlerinin değiştirilmesini öngören tasarı parlamentonun resmi internet sitesi www.kenesh...

Üniversitelerdeki askeri bölümler kapatıldı

Üniversitelerdeki askeri bölümler kapatıldı Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre üniversitelerdeki askeri bölümlerin kapatılmasına ilişki...

Suriye'deki terör örgütlerine katılan Kırgız sayısı 600'ü aştı

Suriye'deki terör örgütlerine katılan Kırgız sayısı 600'ü aştı Kırgızistan Milli Güvenlik Hizmeti Basın Sözcüsü Rahat Sulaymanov, www.azattyk.org sitesine yaptığı açıklamada, hal...

"Kırgızistan'ın gerekli gördüğü tedbirleri alacağından eminim”

Türkiye'nin Bişkek Büyükelçisi Metin Kılıç, Kırgız tarafının Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması açısında gerek...

Kırgızistan'dan Türkiye'ye ret

Kırgızistan'dan Türkiye'ye ret Türkiye’nin, Kırgızistan’daki FETÖ yapılanmasına ilişkin bu ülkeden söz konusu yapılanmaya izin verilmemesi çağrısı...

Türkiye Kırgızistan’ı uyardı

Türkiye Kırgızistan’ı uyardı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, darbe girişiminin arkasında FET֒nün bulunduğunun tüm dünyaca bilindiğini belirt...

Ahıskalı Türkler demokrasi şehitlerini andı

Ahıskalı Türkler demokrasi şehitlerini andı Kırgızistan'daki Ahıskalı Türkler, Türkiye'de 15 Temmuz gecesi yapılmak istenen darbe girişimini kınayarak,...

Manas Üniversitesi, darbe girişimini kınadı

Manas Üniversitesi, darbe girişimini kınadı Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi (KTMU) Senatosu 15 Temmuzda Türkiye'de yaşanan darbe girişimini kınadı.

Atambayev'den Türkiye'deki darbe girişimine tepki

Atambayev'den Türkiye'deki darbe girişimine tepki Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Türkiye'de yaşanan darbe girişimine tepki göstererek, Kırgız halkının seçilmi...
Özer RAVANOĞLU Özer RAVANOĞLU
MANAS İLAHİYAT FAKÜLTESİ ve TATBİKAT CAMİİ
Nurettin AKSU Nurettin AKSU
Kırgız sanat dünyası acı bir yılı geride bıraktı

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

Tüm videolar

  Atambayev'den klip
 

Atambayev'den kl

İzlenme:966

   
  Bir Zamanlar Ankara'da
 

Bir Zamanlar Ankara&

İzlenme:1946

   
  Büyük Manasçı Sayakbay Karaliyev
 

Büyük Manasçı Sayakb

İzlenme:2092

   
  Yetenek Sizsiniz 2014 / Atai Omurzakov ve Tumar KR
 

Yetenek Sizsiniz 201

İzlenme:3310

   

Tüm fotoğraflar

  TALAS
 

TALAS

İzlenme:0

   
  BATKEN
 

BATKEN

İzlenme:0

   
  SON KÖL
 

SON KÖL

İzlenme:0

   
  KIRGIZİSTAN'DAN
 

KIRGIZİSTAN'DAN

İzlenme:0

   

ANKET

Örnek Anket?



Tüm Anketler

Döviz Kurları

HAVA DURUMU