GÜNCEL    EKONOMİ    EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT    YAŞAM - SAĞLIK    SPOR    ANALİZ    İHALELER
Foto Galeri Video Galeri Kırgızistan Kırgız Medyasından Künye

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (III)

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (III)
08 Eylül 2014, 11:17
Analiz
0 Yorum
Bu haber 2142 defa okunmuştur.
Facebook  Twitter 

4. Kırgız Yönetiminin İslami Hareketlere Karşı Tavrı

Kırgızistan’da İslamiyete yönelik ilginin bağımsızlığın kazanılmasının ardından arttığı şüphe götürmez bir gerçektir. Bölge ülkelerindeki camilerin sayısının bağımsızlık sonrası hızla artış göstermesi buna kanıt olarak gösterilebilir. Örneğin, Kırgızistan genelinde 1991 yılında 39 olan cami sayısı 2001 yılında 2000’i bulmuştu.74 Ancak, cami sayısı kadar, bu camilerin hangi kurumun ya da grubun etkisi altında bulunduğu da artan dindarlığın ve din anlayışında yaşanan değişimin bir göstergesidir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, Kırgızistan’da 2001 yılında faaliyet gösteren 2000 camiden ancak 931’i resmen kayıtlıydı. Bugün Kırgızistan’da bulunan camilerin ne kadarının Kırgızistan Müftülüğü’ne, ne kadarının devletçe varlığına izin verilen Müslüman gruplara, ne kadarının ise HT gibi devletçe yasaklanmış aktörlere bağlı olduğunu söylemek çok güçtür. Ancak, özellikle Güney Kırgızistan’da HT’ye bağlı camilerin sayıca fazla olduğu kabul edilmektedir. Böylelikle, Kırgız hükümeti tarafından transnasyonal cihat ideolojisine sahip olmakla, Kırgızistan toplumu arasına nifak tohumları ekmekle ve hatta ülkeyi iç savaşa sürüklemekle suçlanan HT, ülkenin güneyinde Özbeklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde devletin tek-tip din yaklaşımından ayrı bir dini anlayışı etkin kılabilmektedir.75

Orta Asya, El Kaide ve uluslararası terörizm gibi konularda adeta bir numaralı “sanık” durumunda olan Afganistan ile komşudur. Bu komşuluk ilişkisinin en yoğun biçimde hissedildiği ülkeler de, Afganistan ile sınır komşusu olan Özbekistan ve Tacikistan’dır. Ancak, bölgedeki sınır güvenliğinin zayıf olmasından ötürü, Afganistan’a komşu olmasa bile Kırgızistan özellikle Tacikistan yoluyla ülkeye kaçak giriş yapan HT ve ÖİH gibi illegal dini gruplara engel olamamakta, böylelikle Afganistan’da yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Ayrıca, 1992-1997 yılları arasında süren Tacik İç Savaşı da bölgedeki sınır güvenliğini etkisiz kılmış, Afganistan ile bölge ülkeler arasındaki karşılıklı kontrol-dışı sınır geçişlerinin sıklaşmasına yol açmıştır. Bu nedenle Kırgızistan’da politik, sosyal ve ekonomik istikrar Afganistan’la yakından ilişkilidir. Afganistan’da 2001’den bu yana yürütülmekte olan Amerikan müdahalesi ve Afganistan’dan kaçan terör örgütlerinin Tacikistan ve Kırgızistan’a sığınmaları da Kırgızistan’da istikrarsızlık yaratan unsurlardır. Bütün bu gelişmeler ve Kırgızistan’ın kırılgan bir coğrafyada bulunuşu ülkedeki dini hareketlerin devletçe denetimini daha da önemli hale getirmektedir.

Kırgız resmi makamlarının ülkedeki İslami hareketlere yaklaşımı genelde komşu Orta Asya devletlerine göre daha hoşgörülüdür. Özellikle Özbekistan’ın bu konuda çok katı olduğu, resmi dini görüşlerin dışında hiçbir dini fikre hayat şansı tanımadığı, bu düşünceleri “Vahhabilik”, “İslami kökten dincilik”, “yıkıcı dış etki”, “terörizm” gibi yaftalarla etiketlediği bilinmektedir.76 Herhangi bir kanıta dayanmadan, sadece devletçe izin verilenlerin dışındaki dini görüşlere sahip olan insanlar kolaylıkla hapse atılmakta, işkenceye tabi tutulmaktadır. Başı örtülü kadınlar, hiçbir kanıta dayanmaksızın, kökten dinci oldukları iddiası ile hapse atılabilmektedir.77 Özellikle de ÖİH’nin 1999 yılında Taşkent’te düzenlediği terörist saldırılarını bahane eden Kerimov’un İslami hareketler ve genel olarak Müslüman Özbek halkı üzerinde kurduğu yoğun baskı devam etmektedir. Kamusal alanda dini sembolleri (başörtüsü, takke vb.) taşımak gibi en sıradan dindarlık ifadelerini bile “terörizm” ve “Vahhabilik” olarak damgalayan Kerimov yönetimi bütün bu insan hakları ihlallerinin Batı dünyasında yaratacağı tepkiyi azaltmak amacıyla terörizm kartına sıkça başvurmaktadır. Terörist damgası yiyen masum Özbek vatandaşlarının uğradığı insan hakları ihlalleri, terörizm konusunda hassas olan Batı dünyasında kuşkuyla karşılanmakta, bu mağdurların Özbek makamlarca ÖİH saldırıları ile, ilgisiz bile olsalar, bağlantıları “ortaya konunca”, Batı dünyası insan hakları ihlallerini terörle mücadele sürecinde kabul/ihmal edilebilir bir durum olarak görebilmektedir. Böylelikle Kerimov terörle mücadele söylemine sığınarak Batı dünyasından maddi destek sağlamakta ve baskıcı rejimini devam ettirme imkanına kavuşmaktadır. Dahası, Kerimov’un İslami radikalizmle savaşma adına rejim muhaliflerini sindirme politikası diğer Orta Asya Cumhuriyetlerine de sıçramaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak, zaten kapalı, baskıcı ve hatta totaliter olan Türkmenistan gibi ülkelerin yanında nispeten daha demokratik olan Kırgızistan gibi bölge ülkeleri de benzer sindirme politikalarını uygulamaya başlamaktadır.78 Ayrıca Kerimov, İslami hareketlere Özbekistan’a göre daha toleranslı olan Kırgızistan gibi ülkeleri terörizme karşı yumuşak davranmakla itham etmektedir. Böylece Kırgızistan’da yaşanan dini hoşgörü ortamı Batı medyasında İslami terörizmin yayılma alanı olarak lanse edilmekte ve narin Kırgız demokrasisi büyük yara almaktadır. İslam karşıtı olarak nitelenebilecek Kerimov tarzı politikalar, bir taraftan Batı demokrasilerinden maddi yardım sağlama, bir diğer yandan muhalefeti sorunsuzca ezebilme ihtimaline kapıyı açtığı için, otoriter eğilimli Orta Asya hükümetlerince arzu edilir bir strateji olarak algılanmaktadır.

Özbekistan’da 1999, 2001 ve 2005 yıllarında meydana gelen terörist saldırıların Orta Asya devlet yönetimlerinde yarattığı alarm durumu kuşku yok ki gerçekçi korkulara dayanmaktadır. Ancak, bu korkunun bölge yönetimlerince barışçıl İslami hareketlerin terörist olarak yaftalanmasında, iktidarın demokratik yolarla bile olsa el değiştirmesi durumunda El Kaide gibi örgütlerin hakimiyeti eline geçireceği tehdidinde bulunarak ve her türlü muhalefeti ezerek iktidarlarının pekiştirilmesinde bir unsur olarak kullanıldığı da gerçektir.79

Bununla beraber, Kırgızistan’ın ve diğer Orta Asya Cumhuriyetleri’nin de İslam konusundaki tutumunun sorunlu olmadığı düşünülmemelidir. Orta Asya devletlerinin İslami hareketlere kuşkulu ve sorunlu yaklaşımını kısmen açıklayabilecek ortak faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler kısaca şöyle sıralanabilir: Orta Asya’nın ortak Sovyet geçmişi, Orta Asya ülkelerinde demokratik kurumların zayıflığı ve iktidarı elinde bulunduran elitlerin otokratik karaktere sahip oluşu, bölgenin Afganistan ile coğrafi ve etnik yakınlığı ve iki bölge arasındaki ekonomik ve sosyal etkileşim, Orta Asya’da siyasi sınırların belirlenmesinde etnik sınırların göz ardı edilmiş olması ve son olarak Orta Asya Cumhuriyetlerinde çok sayıda yabancı menşeli dini grup ve kuruluşun kontrol-dışı faaliyet göstermesi.

4.1. Sovyet Geçmişi

Kırgızistan Sovyet döneminde, inişli çıkışlı da olsa, devlet ateizmi tecrübesi yaşamıştır. Bu sürecin bağımsızlık sonrası döneme etkisi, devletin dinlere karşı şüpheci, kontrol edici bakış açısı geliştirmesidir. Kırgızistan’da yönetici kadrolar hala Sovyetler Birliği döneminde bürokrasiye adım atmış kişilerdir. Devlet yönetiminde, her zaman olduğu gibi, devamlılık esas olmuştur; Sovyet sonrası dönem de ancien régime’den çokça etkilenmiştir. Bu nedenle bu bürokratların/siyasetçilerin karşılaştıkları sorunlara Sovyet döneminden kalma metotlarla cevap vermeye çalışması normal kabul edilebilir. Sovyet döneminde SADUM marifetiyle İslami kurumları, dini bilgi üretimini ve eğitimi tahakkümü altında bulunduran Kırgız nomenklaturası, Sovyet sonrası dönemde de benzer bir yapıyı –Müftülük- yumuşatılmış bir şekilde de olsa kullanmaya devam etmektedir.

Müftülükçe görevlendirilen din adamlarının çoğunun da Sovyet rejimi tarafından eğitilen kişiler olduğu göz önünde bulundurulursa, Kırgızistan’ın Sovyet sonrası din politikasının, dine şüpheyle yaklaşmak, dini ve dindarları devlet kontrolü altında bulundurmak, dini bilgi üretimi ve yayımını devlet tekelinde tutmak, ülke/bölge dışından gelen ya da Ortadoğu/Hint alt kıtasından mülhem dini aktör ve düşüncelere düşmanca tavır takınmak ve yerel dini değerleri yüceltmek gibi Sovyet döneminden kalma refleksler sergilemesi daha anlaşılabilir bir hal almaktadır. Örneğin, Kırgızistan’ın bağımsızlığını kazanmasından çok kısa bir süre sonra çıkarılan “vicdan ve dini örgütlenme özgürlüğü” konulu bir yasa, uzmanlar tarafından bu alanda Sovyet döneminde yürürlükte olan yasanın Kırgız versiyonu olarak nitelendirilmiştir.80

Sovyet dönemindeki devlet ateizmi tecrübesinin bir diğer sonucu olarak, tüm Orta Asya halkları gibi Kırgızların da bağımsızlık sonrasında büyük bir dini uyanış yaşadığı gözlemlenmiştir.81 Dini bilgileri son derece kıt olan ve o güne kadar sadece aile büyüklerinden öğrenebildikleri -kimi zaman yanlış ya da eksik- bilgilerle yetinmiş kitleler 1990 sonrasında azalan dini baskıyla birlikte daha rahat biçimde dini görüşlerden yararlanma imkanına kavuştu. Bu erken dönemde, bir yandan Kırgız makamlarının din konusunda görece hoşgörülü tutumu, bir yandan da Ortadoğu, Türkiye, Pakistan gibi değişik coğrafyalardan gelen Müslüman grupların Kırgızistan’da dini faaliyetlerde bulunması sayesinde Kırgız toplumu farklı İslami görüşlerle de tanıştı. Ancak bu görüşlerin bir kısmı –Vahhabilik ve Deobandilik gibi- ya açıkça seküler Kırgız devlet yönetimini şeriat ile değiştirme hedeflerini beyan ettiği, ya da Kırgız yetkililerce böyle bir hedefe sahip oldukları düşünüldüğü için devletçe yasaklandı. Kırgız yöneticiler, Kırgız toplumunda Komünizm döneminin devlet ateizmi politikasından kaynaklanan bir “din vakumu” bulunduğunu belirterek, “zararlı”, “yabancı mahreçli”, “radikal” ve “aşırı” birtakım dini hareketlerin bu boşluktan faydalanarak Kırgızistan’da yayılma zemini bulduklarından yakınmaktadırlar. Böyle bir vakumun yaşanmış ve hala yaşanmakta olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu konuda Kırgız yönetiminin pek de haksız olmadığı söylenebilir. Ancak, burada sorun, hangi hareketlerin “radikal”, hangilerinin “ılımlı” olduğunu tespit etmesi gereken Kırgız siyaset yapıcıların bu önemli kararı verirken yararlandıkları kriterlerin önyargılı ve kendi siyasi emellerine hizmet edici mahiyette olmasıdır.

4.2. Gelişmemiş demokratik kurumlar ve ekonomik problemleri maskeleme arzusu

Bölge ülke yönetimlerinin değişen düzeyde de olsa anti-demokratik ve kapalı özelliklere sahip olması, resmi İslam dışındaki İslami görüşlere karşı takındıkları tavra açıklık kazandırmaktadır. Kırgızistan ve diğer Orta Asya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının üzerinden yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen neden hala demokratik bir yapıya kavuşmakta başarı gösteremedikleri uzun bir tartışma konusudur ve bu makalede hakkını vererek ele alınabilmesi mümkün değildir. Yine de, bölgede demokratik yapının aksak kalmasının nedenlerine ilişkin kısa bir yorum yapmak yararlı olacaktır.

Orta Asya’nın anti-demokratik yönetimlere ev sahipliği yapmasında bölgenin İslami demografisini tek faktör olarak göstermek kolaycılığa kaçmak ve aşırı-indirgemecilik yapmaktır. Şüphesiz ki, İslam coğrafyasında -Türkiye gibi birkaç istisnai örnek kısmen dışarıda düşünülebilir- demokratik kurumların görece zayıf oluşu, indirgemeci bir yaklaşımla İslamın çoğulculukla sorunlu bir ilişkisi olduğu şeklinde yorumlanabilir. Öte yandan unutulmamalıdır ki, Müslüman olmayan birçok devletin de –Çin, Myanmar, bazı Latin Amerika ülkeleri, Ermenistan, Ukrayna ve hatta 1980’lere kadar Güney Kore- demokrasi karnesi zayıflarla doludur. Demokratik kurumların sağlam köklere sahip olabilmesi bir ülkedeki yaygın dini inanıştan çok, o ülkenin sömürge geçmişinin olup olmaması, şeffaf bir devlet anlayışı, işleyen bir pazar ekonomisi ve sivil toplumun güçlü oluşu gibi birçok diğer faktör ile ilişkilendirilmelidir. Kaldı ki, yetmiş yıldan uzun süre devlet ateizmi ile yaşamış olan Kırgızistan’da veya diğer bölge ülkelerinde İslamın son yirmi yılda demokratikleşmeye engel olduğunu düşünmek yanlış olacaktır. Sovyet döneminde dahi tarımsal üretime mahkum olmuş, Sovyetler Birliği’nin - uluslararası pazarlara daha yakın olan Ukrayna ve Batı Rusya gibi- diğer bölgelerinde üretilen mamullerin tüketicisi konumunda bulunan Orta Asya Cumhuriyetlerinin pazar ekonomisi olma potansiyelinin zayıf olması ve Sovyet döneminde Moskova’dan gönderilen kaynak ve malların bir patronaj ağı dahilinde üleştirilmesiyle edinilen siyasi sadakate dayanan politik yapısı düşünüldüğünde, Orta Asya’da şeffaf, demokratik kurumların güçlenmesinin hayli büyük sosyo-ekonomik değişimleri gerektiren bir süreç olduğu ortaya çıkmaktadır.82

Ekonomik başarısızlıklar, yoksulluk, adam kayırma, rüşvet ve yolsuzluğun en şiddetli biçimde hissedildiği Kırgızistan yönetimi, bu sorunların üstünü örtmek için radikal İslami tehdit kartını sıkça kullanmaktadır. Toplumsal barışı geliştirmeyi hedefleyen sosyal politikaları uygulamaktansa, “İslami teröre” karşı mücadele söylemiyle hem ulusal hem de global ölçekte varlığını meşrulaştıran, siyasi gücü elinde bulunduran ve dolayısıyla ekonomik zenginlik kaynaklarına erişimi sınırlama imkanına sahip olan yönetici elit kesimler, sadece Kırgızistan değil, tüm Orta Asya demokrasisinin en zayıf halkasını oluşturmaktadır.83 Sosyal düzende adalet ve siyasete katılımcılık tesis edilmeden, –haklı ya da haksız nedenlere dayanan- radikal İslam söylemi ve bu söyleme dayanarak yeniden yaratılan ulusal ve uluslararası siyasi meşruiyet bölgedeki siyasi istikrarın önündeki en büyük engel konumundadır.

Orta Asya devletlerinin anti-demokratik yapı arz etmeleri, ya da Kırgızistan örneğindeki gibi kolayca alevlenen etnik/dini çatışmalarla anında zedelenen, son derece kırılgan bir demokrasiye sahip olmaları, kuşkusuz İslami hareketlere karşı takınılan tavırda belirleyici rol oynar.84 Demokratik rejimlerin sine qua non karakteristiklerinden olan inanç, ibadet ve örgütlenme özgürlüğü konularında, Kırgızistan’ın önünde –bu bakımdan Özbekistan ve Türkmenistan’dan çok daha iyi durumda olsa bile- kat etmesi gereken uzun bir yol bulunmaktadır. Çünkü, Kırgızistan’da demokratik kurumların zayıflığı radikal İslami gruplar için bir gelişme zemini oluşturmaktadır. Eski Kırgız Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev’in devrilmesiyle sonuçlanan 2010 olaylarından hemen önce bir HT mensubu tarafından ifade edildiği gibi, HT ideolojisinin yayılmasında Bakiyev’in demokrasiden uzaklaşması ve Batı dünyasının otokratik rejimleri desteklemesi büyük rol oynamaktadır.85

(Devam edecek)

74 Farideh Heyat, “Re-islamization in Kyrgyzstan: Gender, New Poverty and the Moral Dimension”, Central Asian Survey, Cilt: 23, Sayı: 3-4, Aralık 2004, s. 276.

75 Erkin Kurmanov, “Hizb ut-Tahrir in Kyrgyzstan”, Central Asia and the Caucasus, Cilt: 3, Sayı: 15, 2002, ss. 119-126.

76 T. Jeremy Gunn, “Shaping an Islamic Identity: Religion, Islamism, and the State in Central Asia”, s. 404.

77 Ahmed Rashid, “The Fires of Faith in Central Asia”, s. 54.

78 T. Jeremy Gunn, “Shaping an Islamic Identity: Religion, Islamism, and the State in Central Asia”, s. 402.

79 Öyle görülmektedir ki, Ortadoğu’daki otoriter rejimler de benzer bir tutum takınabilmektedir. Örneğin, 1978 yılından beri kesintisiz bir şekilde Yemen Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getiren Ali Abdullah Salih, ülkede aylardan beri sürmekte olan protesto gösterileri başarılı olursa, El Kaide’nin ülkedeki etkinliğini artıracağını ve hatta Yemen’i kontrolü altına alabileceğini iddia etmektedir. Daha önce, Muammer Kaddafi de benzer iddialarda bulunmuştu. “Saleh Says ‘Coup,’ but Yemen Opposition Signs GCC Proposal to End his Presidency”, Al Arabia News, 21 Mayıs 2011, (http://english.alarabiya.net/articles/2011/05/21/149963.html).

80 John Anderson, “Religion, State, and Society in the New Kyrgyzstan”, Journal of Church and State, Cilt: 41, Sayı: 1, 1999, s. 104.

81 Farideh Heyat, “Re-islamization in Kyrgyzstan: Gender, New Poverty and the Moral Dimension”, s. 276.

82 Gregory Gleason, “The Politics of Counterinsurgency in Central Asia”, Problems of Post-Communism, Cilt: 49, Sayı: 2, Mart / Nisan 2002, s. 9.

83 Jessica N. Trisko, “Coping With the Islamist Threat: Analyzing Repression in Kazakhstan, Kyrgyzstan and Uzbekistan”, Central Asian Survey, Cilt: 24, Sayı: 4, Aralık 2005, ss. 386-387.

84 Krzysztof Strachota & Maciej Falkowski, Jihad vs. The New Great Game: Paradoxes of Militant Islamic Threats in Central Asia, ss. 60-61.

85 David Trilling, “Kyrgyzstan’s Islamist Blowback”, The Nation, 10 Mayıs 2010, s. 18.

İzzet Ahmet BOZBEY Ohio State Üniversitesi 

Bu haber 2142 defa okunmuştur.

Facebook  Twitter  Google  StubmleUpon 

Analiz  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (V)

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (V) Kırgızistan’da ve diğer Orta Asya Cumhuriyetlerinde devletin seküler yapısını değiştirmeyi hedefleyen ya da hedefle...

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (IV)

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (IV) Orta Asya’nın Afganistan’a coğrafi ve kültürel yakınlığı, devletlerin sınır güvenliğini ve kontrolünü sağlamakta ba...

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (II)

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (II) Kırgızistan’da İslama kitlelerin yeniden canlı bir ilgi göstermesi önce Afganistan Savaşı, sonra da Gorbaçov dönemi...

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (I)

Sovyet Sonrası Kırgızistan’da İslami Hareketler (I) Sovyet rejiminin çökmesi ve Orta Asya Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarını kazanması sonrasında Kırgızistan’a olan ...

Kırgızistan’daki Dillerin Bugünü ve Geleceği

Kırgızistan’daki Dillerin Bugünü ve Geleceği Kırgızistan'da farklı dil ve lehçelerde konuşan etnik unsurların ortak iletişim dilleri Rusçadır. Rus hakimiyet...

Fergana Vadisi Çıkmazı

Fergana Vadisi Çıkmazı Fergana Vadisi’nin coğrafi, sosyo-ekonomik ve siyasi açıdan Orta Asya’nın kilit bölgesi olması sebebiyle bu bölgede...

BRICS’in Kırgızistan gibi Orta Asya ülkelerine yararı var mı?

BRICS’in Kırgızistan gibi Orta Asya ülkelerine yararı var mı? BRICS üyesi Rusya ile Çin, Kırgızistan için çok önemli. Çünkü bu iki ülke günümüzde Kırgızistan ekonomisinde ana ya...

Kırgız-Tacik ilişkileri savaş durumuna ulaştı

Kırgız-Tacik ilişkileri savaş durumuna ulaştı Kırgız-Tacik askerleri arasındaki çatışma bu kez, Voruh anklavında yaşayan Tacik vatandaşlarının Kırgızistan toprak...

Gümrük Birliği: Eskisi gibi Moskova’ya diz çökmek için şans

Gümrük Birliği: Eskisi gibi Moskova’ya diz çökmek için şans Günümüzde sosyalist bloktan ayrılan Avrupa’daki ülkeler tamamen AB’ye dahil oluyorlar. SSCB’yi muhafaza etmek için ...
Özer RAVANOĞLU Özer RAVANOĞLU
MANAS İLAHİYAT FAKÜLTESİ ve TATBİKAT CAMİİ
Nurettin AKSU Nurettin AKSU
Kırgız sanat dünyası acı bir yılı geride bıraktı

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

Tüm videolar

  Atambayev'den klip
 

Atambayev'den kl

İzlenme:964

   
  Bir Zamanlar Ankara'da
 

Bir Zamanlar Ankara&

İzlenme:1944

   
  Büyük Manasçı Sayakbay Karaliyev
 

Büyük Manasçı Sayakb

İzlenme:2090

   
  Yetenek Sizsiniz 2014 / Atai Omurzakov ve Tumar KR
 

Yetenek Sizsiniz 201

İzlenme:3308

   

Tüm fotoğraflar

  TALAS
 

TALAS

İzlenme:0

   
  BATKEN
 

BATKEN

İzlenme:0

   
  SON KÖL
 

SON KÖL

İzlenme:0

   
  KIRGIZİSTAN'DAN
 

KIRGIZİSTAN'DAN

İzlenme:0

   

ANKET

Örnek Anket?



Tüm Anketler

Döviz Kurları

HAVA DURUMU