GÜNCEL    EKONOMİ    EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT    YAŞAM - SAĞLIK    SPOR    ANALİZ    İHALELER
Foto Galeri Video Galeri Kırgızistan Kırgız Medyasından Künye
Özer RAVANOĞLU

OŞ VE SÜLEYMAN TOO (DAĞI)

07 Ekim 2014, 01:32

Özer RAVANOĞLU

Facebook  Twitter  Google  StubmleUpon 

Sadece Kırgızlar değil bölge halkı da Süleyman Dağını mukaddes bir yer olarak kabul ediyor. Bu bakımdan çevre halkının ziyaret ettiği bir mekan.

Süleyman  Dağı ile alakalı birçok menkıbe  anlatılıyor. Süleyman Dağında başta Hazreti Süleyman olmak üzere dört peygamber namaz kılmış. Bu durumu öğrenen Hazreti Peygamber Efendimizin de gönlünden geçmiş ki keşke ben de o dağda bir namaz kılsaydım diye. Bunun üzerine bir rivayet Resulu Kibriya Cenab-ı Hakkın lütfu ile buraya gelmiş namaz kılmış, dönmüş. İkinci bir rivayete göre Süleyman Dağı Mekke’ye gitmiş Efendimiz namaz kıldıktan sonra  geri gönderilmiş. Netice bu dağ mukaddes bir dağ. Buraya kimse içkili çıkmaz. Burada çay vs. satan vardır ama içki satılmaz.

                                                th_ozer3.jpg

Süleyman Dağında Babür Şah’ın da makamı vardır. Yazları Hindistan çok sıcak olduğu için Babür Şah yazlarını burada, Süleyman Dağında geçirirmiş. İşgalde Ruslar Babür Şah’a ait ne varsa hepsini yok etmişler. Serbestlikten sonra buraya küçük bir mescit yapılmış. Mescidin önünden bütün Oş şehrini kuşbakışı seyretmek mümkün. Yemyeşil düz bir ovada, yeşilliklere bezenmiş hoş bir şehir görürsünüz. İçinden geçen Ak Buğra şehre ayrı bir güzellik verir. 1995 yılında Oş’a gelen Pakistan Devlet Başkanı Benazir Butto Süleyman Dağını ziyaret etti. O zaman mahalli gazetelerde çıkan beyanatını okuyan bir Kırgız dostumuz Benazir Butto’nun “ben Babür Şah’ın neslinden geliyorum” dediğini söylemişti. Yani “Ben Türküm” diyor Benazir Butto.

Süleyman Dağının üzerinde çok güzel dizayn edilmiş bir de müze bulunmaktadır. Dağdaki bir mağarayı müze haline getirmişler. Müzede çok orijinal kalıntılar bulunuyor. Üzerleri Arapça yazılmış mezar taşları var. Bu taşların mutlaka okunması lazım. Aslan, kaplan postları ilaçlanarak, içleri doldurulmuş şekilde teşhir ediliyor. Demek ki vaktiyle bu hayvanlar burada yaşamışlar.                 

1995 yılında Koçgor’da cami inşaatında işi biten işçilerimizi birtakım malzemelerle birlikte  Oş’a getirmiştim.  İlk defa kara yolu ile gelmiş, ilk defa Susamur Yaylasını görmüştüm. Oş Devlet Üniversitesinin  tahsis  ettiği Coğrafya Fakültesi restore edilecek, İlahiyat Fakültesinin eğitimine  hazırlanacaktı. Bu iş için görevlendirilmiş, bu iş için gelmiştik. Yıl 1995. O zaman bugünkü yol yoktu. Bir taksi ile ben önden gidiyordum.  Gerekli techizatı taşıyan bir minibüsle işçiler de arkadan geliyordu. Bazan aramızdaki mesafe biraz açılıyor, arkadan gelenleri beklemek mecburiyetinde kalıyorduk. Böyle bir bekleme anında bizi arabası ile götüren Kırgız dostumuz  şoförüne “şurda yoldan aşağı in” dedi. Biraz daha ilerleyince bir bozüyü gösterdi, oraya doğru gitmesini söyledi.

                                                th_ozer4.jpg

Yoldan epeyce içerde ama yolu görebilen bir yerde  durduk. Durduğumuz yer aşağılardan hayvanlarını otlatmak için gelen köylülerden birinin çadırıydı. Çadırın dışında birkaç tane at vardı. Biraz ilerde de koyunları otluyordu. Biz çadıra yaklaşınca sesimize içerden genç bir bayan çıktı. Kırgız dostumuz  “kımız var mı?” diye sordu. Kırgız bayan bizi içeriye davet etti. Hep beraber içeriye geçtik. Genç bayan kımız getirmek için dışarıya çıktı. Çadırın içi tertemiz dağ başı şartlarına göre çok güzel bir şekilde döşenmişti. Benimle beraber yaz tatili dolayısıyla Kırgızistan’a gelen eşim ve çocuklarım da vardı. Kırıkkale’den gelen Ahmet isimli bir dostumuz da seyahatimize katılmıştı. Temizlik konusunda endişeli olduğumuz için eşim elindeki çantasının fermuarını açarak içinden bir su bardağı çıkardı. O anda evde tek başına olan bayan öyle temiz pırıl pırıl bardaklar çıkardı ki eşim sessizce kendi bardağını yerine koydu. Şartlar ne olursa olsun. Asil insan her halukarda kendini belli ediyor. Belli ki bu kız da asil bir ailenin kızı. Evi de eşyaları da pırıl pırıl tertemizdi.       

                                                th_ozer5.jpg

1995 yılında geldiğimiz zaman Oş’un merkez nüfusu için ikiyüz elli-üçyüz bin diye söylenmişti. 2014 yılı itibariyle ise altı yüz bin deniyor. Demek ki yirmi yılda nüfus yüzde yüz artmış. Sokaklarda araba trafiğinden geçilemiyor.

Oş sokaklarında dolaşan araba sayısında, nüfus artışı gibi yüzdeyüz değil, yüzde beş yüz hatta daha fazla artış olduğu kesin. Hemen hemen Oş’ta yaşayan herkesin büyük, küçük bir arabası var. Bu durum halkın hayat seviyesinin bir hayli yükseldiğini gösteriyor.

Bu bölge verimli topraklara sahip olduğu için zirai gelirleri oldukça yüksek. Ayrıca bölgenin ticaret merkezi olması dolayısıyla hareketli bir pazara sahip. Oş ve çevresinde fert başına gelir, Kırgızistan ortalamasının bir hayli üstünde görünüyor. Gerçekten de Oş şehri azadlıktan sonra çok büyük bir gelişme göstermiş.

Oş’un hemen yanındaki Karasu şehrinde çok büyük bir pazar bulunuyor. Son derece etkili bir bölge pazarı. Dört bine yakın işyeri olduğu bilinen pazarda satılan malların tamamına yakını Çin mallarından meydana geliyor.

Karasu pazarı gerek Kırgızistan’ın gerekse Özbekistan’ın Fergana’daki bütün şehirlerine hitap etmektedir. Fergana Vadisi nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu bir bölge olduğu için verimli pazardır. Netice olarak bölgeyi etkisi altında bulunduran pazardan Oş şehrinin etkilenmemesi mümkün değildir. Elbette Oş şehrinin gelişmesinde bu pazarında büyük etkisi olmuştur.     

Oş şehrinin merkezinde Ak Buğra nehrinin iki yakasında geniş bir alana kurulmuş oldukça hareketli her gün dolup taşan bir şehir pazarıdır. Oş şehrine gittiğimizde hediyelik bir şeyler almak için mutlaka bizim de uğradığımız bir pazardır. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan şehir Fergana Vadisi gibi mümbit bir alana kurulmuştur. Ayrıca Fergana Vadisinin iklim şartlarının daha ılıman olmasından,  pazar her türlü yiyecek çeşitleri ile dolup taşmaktadır.

                                               th_ozer6.jpg

Ben de bu pazardan, her geldiğimde taşıması kolay olduğu için çerez alırım. Genellikle de Bişkek’ten gelenler kuru üzüm, ceviz, badem, yerfıstığı, antep fıstığı, iğde gibi çerezleri  alırlar. Alınan çerezlerin her biri yine bu bölgenin mahsulleridir. Tabii olarak yetişdirildiği için her türlü meyvesi, çerezi oldukça lezzetlidir. Bizim açımızdan bazı farklılar vardır. Mesela iğdesi bizim alıştığımız Anadolu iğdesinden olukça farklıdır. Oş’un iğdesi ceviz büyüklüğünde olur. Bir farkımız da, pazarda kavun kurusu satılmasıdır.

Resim 1.   Süleyman Dağında Babür Şah'ın Makamı ve Müzenin girişi

Resim 2. Tanrı Dağları ve Susamur Yaylası

Resim 3. Kımız içtiğimiz çadır ve tabiatla içiçe bir Kırgız balası eşimle birlikte 

Resim 4. Oş’ta pazardan bir görüntü

Bu haber 2086 defa okunmuştur.

Facebook  Twitter  Google  StubmleUpon 
Özer RAVANOĞLU Özer RAVANOĞLU
MANAS İLAHİYAT FAKÜLTESİ ve TATBİKAT CAMİİ
Nurettin AKSU Nurettin AKSU
Kırgız sanat dünyası acı bir yılı geride bıraktı

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

Tüm videolar

  Atambayev'den klip
 

Atambayev'den kl

İzlenme:966

   
  Bir Zamanlar Ankara'da
 

Bir Zamanlar Ankara&

İzlenme:1946

   
  Büyük Manasçı Sayakbay Karaliyev
 

Büyük Manasçı Sayakb

İzlenme:2092

   
  Yetenek Sizsiniz 2014 / Atai Omurzakov ve Tumar KR
 

Yetenek Sizsiniz 201

İzlenme:3310

   

Tüm fotoğraflar

  TALAS
 

TALAS

İzlenme:0

   
  BATKEN
 

BATKEN

İzlenme:0

   
  SON KÖL
 

SON KÖL

İzlenme:0

   
  KIRGIZİSTAN'DAN
 

KIRGIZİSTAN'DAN

İzlenme:0

   

ANKET

Örnek Anket?



Tüm Anketler

Döviz Kurları

HAVA DURUMU